“Yumuşak Güç”, bir politika deyimi
..."Yumuşak Güç", aslında uluslararası politikada kullanılan bir deyim. Bakmayın, her seferinde ya etnik ya dini -hatta çoğu kez ikisi birden- gerekçelerle insan kitlelerinin gaza getirilmeye çalışılmasına -ve maalesef bunda başarılı da olunmasına-, 'savaş' aslında "Politikanın silahla sürdürülmesi"nden başka bir şey değil. İnsanlığın bunca yüzyıldır bunca acıyla, bunca çileyle biriktirdiği deneyimler ve bunların billurlaştığı insan hak ve özgürlüklerinin uluslararası anlaşmalara dahil edilmesi -onlar iyi ki var, ya da olmasaydı neye dayanarak suçlayacaktık hem suçlu, hem güçlüleri, ama- ne yazık ki bunların hayata geçebileceğinin güvencesini veremiyor. Giderek o da olacak ama daha uzun süreler, güçlünün kendi çıkarını hak olarak belirlediği orman kanunlarıyla boğuşmak zorunda olacağımız da bir gerçek.
 
  10 santimlik çeliği deliyor ama…
...İkimiz de heyacanla Paşa Dede’nin ağzının içine bakıyorduk. Yeni bir silahı tanıtıyorlarmış o gün. Adı bazuka, bireysel bir tanksavar silahı, şimdiki benzerine ‘LAW silahı’ diyorlar. Aslında uzun bir borudan ibaret. Er onu omzuna alarak ateş ettiğinde ardından da alev çıkarıyor, füze gibi. (Bu yüzden erler denemekten korkuyormuş.) Ama bu silahın en önemli özelliği, sadece sert hedeflere karşı kullanılabilmesi. Bazuka mermisi tankın gövdesine çarptığında çok yüksek bir sıcaklık oluşturuyor ve 10 cm’e kadar çeliği delip geçiyormuş, ama… Aması var...
 
  Ya siz haksızsanız?
...Hayat bizi sık sık yol ayırımlarına getirir. Önümüzdeki yollardan birini seçmeye zorlar. Bu seçimleri yaparken uzun uzun düşünmeye, ince eleyip sık dokumaya nadiren şansımız olur. Çoğu kez fazla hesap yapamadan balıklama atlarız hareket etmiş giden trenin son vagonuna. Ama bir kere bindik mi, artık o trenin gittiği yolun yolcusuyuz.
 
  Sevgilim, seni seviyorum, ama ...
... İngilizcede hoş bir deyim var: ''Darling, I love you, but...'' yani ''Sevgilim, seni seviyorum, ama...''
Herhalde bu girişten sonra verip veriştiriyor olmalı.
Evet, arkadan tüm eleştirilerinizi apaçık sıralayacak bile olsanız, tersini yapmaktan bin kat iyidir.
'' .... Şunu şunu şunu yapıyorsun, utanmıyor musun?.. .... Şunu şunu şunu ise, yapman gerekirken yapmıyorsun, senin yerine ben utanıyorum... Sen ne kadar da ......'sın...''
Bütün bunları söyledikten sonra: ''Seni seviyorum''.
Ne kadar inandırıcı, değil mi?

     
 
Kitap içi çizimler: ADA TUNCER